Yönetici Özeti

  • Yeni bir umut: Çip pazarındaki toparlanma devam ediyor. Çip pazarı geçen yıl yaklaşık 700 milyar ABD doları gelir elde etti; bu, yıllık bazda %21 artış anlamına geliyor. Pazarın önümüzdeki yıllarda yaklaşık %10 bileşik yıllık büyüme oranı (Compound Annual Growth Rate-CAGR) ile 2029/2030 itibarıyla trilyon dolarlık bir hacme ulaşması bekleniyor. Bu toparlanma, pandemi sonrası çip kıtlıklarının ve bilgisayar cihazlarına yönelik ani talep patlamasının ardından yaşanan zorlu dönemi (2022’de %1 büyüme, 2023’te %-10 küçülme) geride bıraktı. Gelecek gelirlerin büyük ölçüde elektronik cihazlara üretken yapay zekâ araçlarının kademeli entegrasyonundan (2024-2028 döneminde giyilebilir cihazlarda %8 CAGR, bilişim çözümlerinde %12 CAGR), mobil pazara 5G teknolojisinin tam ölçekli yayılımından (%12 CAGR) ve veri merkezlerine yönelik hızla artan yatırımlardan (%15-20 CAGR) kaynaklanması bekleniyor.
  • Galaksinin 4 bir yanına dağılmış: Çip tedarik zinciri giderek daha karmaşık ve küresel hale geliyor.
    Yarı iletken tedarik zinciri farklı uzmanlık alanlarına bölünmüş durumda ve bu alanlarda genellikle bir ya da iki ülke baskın rol oynuyor. Özetle: Çin, nadir toprak elementlerindeki büyük rezervleri ve rafine kapasitesi sayesinde hammadde tedariğini kontrol ediyor. ABD, fikri mülkiyet ve tasarım segmentlerinde lider. Çin ve Tayvan en büyük üretim kapasitesine sahipken, Güneydoğu Asya Montaj, Test ve Paketleme (ATP) segmentinde uzmanlaşmış durumda. Avrupa ise sektörün zayıf halkası gibi görünse de ekipman pazarında ve otomotiv çiplerinde güçlü bir uzmanlığa sahip; bu da büyük Avrupalı OEM’lerle (Original Equipment Manufacturer-Orijinal Ekipman Üreticisi) kurulan stratejik ortaklıklardan kaynaklanıyor.
  • İmparatorlukların çarpışması: Jeopolitik gerilimler artıyor. Ekonomik süper güçler arasındaki ticaret gerilimleri arttıkça, rekabetçi çip politikaları devreye alındı. Çin ve ABD gibi Avrupa da kendi çip endüstri politikasını (Avrupa Çip Yasası) açıkladı ve 2030’a kadar yurt içi çip üretiminde %20 hedefini koydu. Ancak, Çin ve ABD’nin 100 milyar ABD dolarını aşan teşvik ve kredi paketlerine kıyasla Avrupa’nın yatırım hacmi çok daha düşük; bu nedenle hedefe şu aşamada ulaşılması güç görünüyor. Ayrıca, ülkeler arasında teknoloji liderliği yarışı sürüyor ve yarı iletkenler, rakiplerin etkisini sınırlamak ya da ekonomik nüfuz artırmak için bir pazarlık kozu haline geliyor. Pazar açısından bakıldığında, ticaret gerilimleri uzun vadede yapay zeka odaklı yükselişi sekteye uğratmayacak olsa da yatırımcıların daha hassas olduğu dönemlerde “Deepseek benzeri” dalgalanmalara yol açabilir.
  • Avrupa, kas gücünü göstermektense beyin gücünü kullanmalı. Yarı iletken sektörü hem Ar-Ge hem de sanayi üretiminde oldukça maliyetli: Modern bir fabrika 15-20 milyar ABD dolarına mal oluyor. Avrupa, rakiplerine kıyasla oldukça geriden başladığı için  farkı hızlı bir şekilde kapatması beklenemez. Ayrıca düşük verimlilik de rekabetçiliğini sınırlıyor. Üstelik Avrupa’da tüketici elektroniği ve bilgisayar üretimi yapılmadığı için bu segmentlerde çip üretimine odaklanmak mantıklı değil. Bunun yerine otomotiv, kimya, savunma ve sağlık gibi Avrupa’nın güçlü olduğu sektörlerle sinerji yaratabilecek çip kapasitesine yatırım yapmak daha uygun olur.
  • Avrupalı Jedilar geri dönüşü nasıl yapabilir? Çipler otomotivden savunmaya, yapay zekâdan sağlığa kadar birçok sektörün merkezinde yer aldığı için, bu sektörlere yapılacak yatırımların bir kısmı yarı iletkenlere yönlendirilmeli. Avrupa’nın küresel çip yarışına dönmesi için önerilen beş adım:
  1. Net ve koordineli bir yol haritası oluşturmak: Avrupa ekonomik veya stratejik çıkarları bulunan sektörlerde (otomotiv, savunma, sağlık) yarı iletken uzmanlığı geliştirmeli. Erken yatırım ekonomik sinerji yaratır ve savunma harcamalarının (~GSYH’nin %3’ü, bunun %35-40’ı ekipman/Ar-Ge’ye ayrılacak) bir kısmı yeni çip kapasitelerini finanse edebilir.
  2. Yarı iletken ekipmanındaki uzmanlığını geliştirmek ve savunmak: Mevcut liderliği korumak için kapasiteyi artırmalı, yeni aktörler yetiştirmeli, haksız rekabet ve sanayi casusluğuna karşı koruma sağlamalı.
  3. Şirketler ve mühendislik okulları arasındaki ortaklıkları artırmak: Yapay zeka ve yeni teknoloji Ar-Ge’sine adanmış yerli bir ekosistem oluşturmalı. Avrupa, mühendislik uzmanlığını kullanarak teknoloji alanındaki Avrupalı doktora öğrencilerinin %40-50 oranındaki göçünü yarıya indirebilir. Bu çerçevede, 2030’a kadar %20 pazar payı hedefi upstream - değer zincirinin en başındaki faaliyetler - (tedarik zincirinin üst basamakları) faaliyetlere odaklanacak şekilde yeniden hizalanmalı.
  4. GSYH’nin en az %0,5’ini (35-40 milyar €) Ar-Ge ve yeni kapasitelere ayırmak: Asyalı ve ABD’li dökümhanelerin Avrupa’da yatırım yapması için vergi indirimleri, uygun krediler, kamu fonları ve arazi tahsisi gibi teşvikler sağlanmalı. Bu, Çip Yasası fonlarına ek olarak, Connecting Europe Facility (Avrupa’yı Birleştirme Mekanizması) veya EIB’nin (Avrupa Yatırım Bankası) InvestEU (Avrupa Yatırım Programı) gibi mevcut araçlarıyla da desteklenebilir.
  5. Avrupa InvestAI (Yapay Zeka Yatırım Programı) girişiminin %10-15’ini (20-30 milyar €) veri merkezlerine ve Avrupa’ya özel güvenli bir tedarik zincirine yatırmalı.
Ano Kuhanathan
Allianz Trade

Guillaume Dejean

Allianz Trade