2026-27 Sezonu İlk Yarı Değerlendirmesi: Yapay zeka skoru elinde tutuyor, büyüme %2,5’e geriledi

8 Temmuz'da güncellenmiştir

  • Sadece sarı kart: Geçici tırmanışlara rağmen Orta Doğu’daki çatışmanın yatışmasıyla birlikte, 2026 yılında küresel büyümenin yalnızca hafif bir yavaşlamayla yüzde 2,5 olmasını bekliyoruz. 2027’de ise genel olarak önceki temel senaryomuzla uyumlu olarak büyümenin toparlanmasını yüzde 2,9’a çıkmasını bekliyoruz. Yapay zeka, enerji şoku ve ticaret savaşının yarattığı olumsuz etkileri telafi ederek küresel ekonomiyi güçlü bir şekilde destekliyor. Enerji şoku bilançolar üzerinde etkisini sürdürüyor. Tüketicilerin satın alma gücünün  toparlanması ancak 2026’nın dördüncü çeyreğinde olacak ve şirketlerin kârlılığı hâlâ risk altında. ABD’de 2026 yılında büyümenin yüzde 2,1 olması bekleniyor. Büyümeyi destekleyenler; enerji ihracatı, 2008’den bu yana en düşük seviyede seyreden tasarruf oranı, büyümenin üçte biri olan yapay zeka yatırımları  ve yüzde 7,3’lük bütçe açığı ile mali destek. İrlanda hariç Euro Bölgesi 2026’da yalnızca yüzde 0,9 oranında büyüyecek. 2027’de ise büyümenin toparlanarak yüzde 1,2’e ulaşması bekleniyor. Bölgede büyümenin yavaş kalmasının başlıca nedenleri, artan enerji bağımlılığı, yapay zekanın telafi etkisinin asgari düzeyde olması ve mali teşviklerin yanı sıra cesur reformlara ihtiyacı olan Almanya’daki zayıf büyüme olarak sıralanabilir. Çin’de büyüme yüzde 4,7 ile ihracat ve yüksek teknolojili imalatın öncülüğünde dayanıklılığını koruyacak ancak zayıf iç talep ve ABD gümrük vergilerinden kaynaklanan olumsuzluklar da zaman zaman zorlayıcı olabilir. Küresel mal ticareti 2026 yılında hacim olarak yüzde 2,9 artışla resesyondan kaçınmış olacak. Ancak, 24 Temmuz’da 122. maddenin süresinin dolması ve ardından ABD’nin 301. madde ile ticaret savaşını yeniden başlatması ABD’nin efektif gümrük vergisi oranını yüzde 8’den yüzde 13’e çıkaracağı için 2027 yılında hacim bazında büyüme, yüzde 2,4’e gerileyecek.
  • Enflasyon artık kontrol altında mı? Zirve noktası çoktan geride kalmış olmalı. Petrol akışlarının normale dönmesi ve ham petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelerin bile altına düşmesiyle birlikte, enerji şokunun kısa süreli kalması bekleniyor. Yani, genel enflasyon üzerindeki ikincil etkiler sınırlı olacak ve 2022’deki gibi bir enflasyon dalgası yeniden yaşanmayacaktır. ABD-İran müzakereleri sırasında petrol fiyatlarında geçici artışlara yol açacak bir miktar dalgalanma bekliyoruz; ancak genel olarak, fiyatlar 2026 sonunda varil başına 75 ve 2027 sonunda varil başına 67 dolar seviyelerine düşecektir. Doğal gaz fiyatları savaş öncesi seviyelere kıyasla hâlâ daha yüksek olsa da tahminen 2026 sonunda 41 euro/MWh ve 2027 sonunda 32 euro/MWh seviyelerinde kalarak son üç yıldaki işlem aralığında seyretmeye devam edecektir. Bu durum, fiyatların yüzde 500’ün üzerinde artış göstererek 300 euro/MWh’nin üzerine çıktığı 2022 yılına kıyasla, enflasyon üzerindeki etkinin çok daha sınırlı olacağını gösteriyor. Tüm bu gelişmeler ışığında, başlıca ekonomilerde 2027 yılında merkez bankalarının genel enflasyon hedeflerine ulaşması bekleniyor. AMB’nin Haziran ayında gerçekleştirdiği ihtiyati faiz artışından sonra faiz oranını nötr seviye civarında yani yüzde 2,25’te sabit tutmasını, Fed’in ise yapay zeka ile ilgili güçlü yatırım talebinin yol açtığı kalıcı enflasyon ortamında bu yıl en az bir kez faiz artışına giderek politika faiz oranını yüzde 4,0’a yükseltmesini ve ardından 2027 yılının ikinci yarısında normalleşme yolunda faiz oranını yüzde 3,5’e geri çekmesini bekliyoruz.
  • Şirketler için koşullar değişiyor: 2026’nın ilk çeyreğinde kârlar istikrarını korudu, ancak gecikmeli etkilerin ortaya çıkaracağı olumsuzluk ilerleyen dönemlerde belirginleşecek. Avrupa’da çoğu sektör ilk çeyrekte hisse başına kârda (EPS) pozitif büyüme kaydederken, ABD’deki kârlar yapay zeka odaklı teknoloji sektörünün desteğiyle yükseldi. Ancak ileride kârlılıkta bir daralma görülebilir. 16 sektörden 12’sinde ciro büyüme tahminleri aşağı yönlü revize edildi. Bu sektörlerin başında; 2 puan düşüş ve  yüzde 0 ile ilaç , 1,6 puan düşüşle kamu hizmetleri ve 1,3 puan düşüşle motorlu taşıtlar eliyor. 1,7 puan artış ile yüzde 11’e ulaşacak olan elektronik 0,7 puan artış ile bilgi ve iletişim hizmetleri ve  0,4 puan artışla gıda ve içecek sektörleri ise bu eğilimin tersinin yaşandığı yegane istisnalar arasındaydı. Borçluluğu yüksek olan otomotiv sektörü, yüksek faiz oranları nedeniyle en fazla risk altında olan sektör olmaya devam ediyor. Bu bağlamda, küresel iflasların 2026 yılında yüzde 4 artmasını ve 2027 yılında yatay seyretmeye başlamasını bekliyoruz.
  • Özel piyasalar, kısa vadeli riskleri büyük ölçüde göz ardı ederek yapısal avantajlarını kendi lehlerine kullanmaya devam ediyor. Önümüzdeki sene enflasyon baskılarının ve para politikasındaki sıkılaştırmanın azalmasıyla ABD’de faiz oranları 2026 sonuna kadar kademeli olarak yüzde 4,35’e, 2027’de ise yüzde 4,1’e gerileyecektir. Alman Bund tahvillerinin getirisi, niceliksel sıkılaştırmanın yarattığı arz baskıları ve GSYİH’nin yaklaşık yüzde 4’ü seviyesindeki yüksek mali açık -ki bu da İtalya ve İspanya’nın üzerinde- nedeniyle yüzde 3 civarında seyredecektir. Hisse senetleri, nominal büyüme ve yapay zeka kaynaklı yukarı yönlü potansiyel tarafından desteklenmeye devam edecek; ancak değerlemeler hayal kırıklığına yer bırakmayacak ve göreceli değer daha da önem kazanacaktır. 2026 yılında S&P 500’de yüzde 13 ve Eurostoxx’ta yüzde 14'lük toplam getiri öngörüyoruz. Yıl başından bu yana kaydedilen güçlü kazançların ardından, 2026'da daha fazla yükseliş potansiyeli sınırlı olacaktır. Ancak, 2027'de Atlantik'in her iki yakasında da yüzde 11'lik istikrarlı bir performansın devam etmesini bekliyoruz. Gelişmekte olan piyasa hisse senetleri, Güney Kore ve Tayvanlı yarı iletken şirketlerinin endeks içindeki güçlü ağırlığı sayesinde grafiklerde başı çekiyor ve2026 için yüzde 29 toplam getiri bekleniyor. Kredi piyasaları, ultra dar spreadlerin değerlemeleri zorlamasına ve riski aşağı yönlü bir eğilime sürüklemesine rağmen, cazip taşıma getirisi lamaya devam edecetir. Artan ihraçlar ve düşen faiz karşılama oranları, önümüzdeki iki yıl içinde spreadlerde hafif bir genişlemeye yol açacaktır; ancak yüksek taşıma getirisi, bu değerleme kayıplarını telafi etmek için yine de yeterli olacaktır. Özel piyasalar, getirilerde artan bir ayrışmaya sahne olmaya devam ederken; yapay zeka bağlantılı altyapı ve yüksek kaliteli özel kredi yatırımları, daha zor durumdaki segmentlere kıyasla daha yüksek performans gösteriyor.
  • İlerleyen dönemlerde daha fazla şok olur mu? Risklerin azaldığı söylenemez. Yapay zeka (AI), jeopolitik ve mali politikanın üstesinden gelemediği zorlu işleri üstleniyor. Ancak bu destek belli kesimlerde yoğunlaşmış ve dengesiz bir şekilde dağılmış durumda; yani, beklentileri karşılayamadığı takdirde ticaret, yatırım ve tüketimi olumsuz etkileyeceği için başlı başına bir aşağı yönlü risk kaynağı. Buna ek olarak, küresel politika belirsizliği de ortalamanın oldukça üzerinde. Ticaret savaşının yeniden tırmanması, ABD ara seçimleri, Almanya’nın zayıf mali teşvikleri ve önemli Avrupa ülkelerinde yaklaşan seçimler öncesindeki kutuplaşma gibi pek çok risk önümüzde duruyor. İklim riskleri her yerde hissedilmeye devam ediyor – Avrupa’daki son sıcak hava dalgası geride kaldı, ancak şiddetli bir El Niño yılının getireceği riskler hâlâ somut. İşgücü piyasaları hâlâ sıkı, ancak orta vadeli görünüm daha kırılgan. Bazı Avrupa ekonomilerinde, yapay zeka kaynaklı işten çıkarmaların olumsuz etkileri verimlilik artışlarının olumlu etkilerinden daha ağır olarak büyümeyi olumsuz etkileyebilir.
Şirketlerin geleceği kontrol etmelerine yardım ediyoruz. İşinizi, ticari istihbaratımızın gücüyle karlı bir şekilde büyütebilirsiniz.

Küresel iflaslarda gümrük vergilerinin olumsuz etkileri henüz tamamen hissedilmedi. 2025 ve 2026’da  artması beklenen iflaslarda azalma 2027 yılını bulacak.

Talep, gümrük tarifeleri ve döviz kuru risklerindeki hızlı değişimlere karşı ihracatçıların çevik planlama, operasyonel verimlilik ve esnek tedarik zincirlerine öncelik vermesi gerekiyor.

Sürdürülebilirlik, stratejik bir avantajdır. ESG ve sürdürülebilirliği küresel ticaret stratejilerine entegre etmek, finansal dayanıklılığı güçlendirir, marka itibarını artırır.

Ludovic Subran
Allianz Investment Management SE

Ana Boata
Allianz Trade

Lluis Dalmau

Allianz Trade

America Hernandez Ortiz

Allianz Investment Management SE

Patrick Krizan

Allianz SE

Yao Lu

Allianz Trade

Katharina Utermöhl

Allianz Investment Management

Jordi Basco-Carrera
Allianz Investment Management SE

Nils Bradtke

Allianz Investment Management SE

Guillaume Dejean

Allianz Trade

Bernhard Hirsch

Allianz Investment Management SE

Maria Latorre

Allianz Trade

Garance Tallon

Allianz Trade

Dorian Simon

Allianz Investment Management SE

Julia Belousava

Allianz Investment Management SE

Maxime Darmet
Allianz Trade

Bjoern Griesbach
Allianz Investment Management SE

Ano Kuhanathan
Allianz Trade

Maxime Lemerle

Allianz Trade

Luca Moneta
Allianz Trade

Giovanni Scarpato

Allianz Investment Management