Otomotiv: Orta Doğu krizi elektrikli araç (EV) ivmesini artıracak mı?

5 Mayıs 2026'da güncellenmiştir

  • Enerji oynaklığı elektrikli araçlara geçiş eğilimini güçlendiriyor. Zorlu geçen 2025’in ardından, 2026 ilk çeyrek verileri çarpıcı bir toparlanmaya işaret ediyor: Avrupa genelinde  akülü elektrikli araç (BEV) satışları yüzde19 artarken Fransa’da yüzde 28’e, Almanya’da yüzde 23’e ulaştı.
  • Orta Doğu’daki gerilimin tetiklediği petrol fiyatlarındaki yüzde 30’luk sıçrama, Avrupa genelinde yakıt fiyatlarının litre başına 2Euroya yükselmesine yol açtı. Bu durum, sahip olma toplam maliyeti  tartışmasını yeniden alevlendirerek zaten yapısal olarak devam eden elektrikli araç (EV) yönelimini hızlandırdı. Bu ivme, özellikle de  ana pazarlarda otomobillerdeki güç aktarım sistemleri  modelleri arasındaki fiyat farklarının daralması ve süregelen sübvansiyon kesintileri sayesinde oluştu.
  • Tüketiciler enerji maliyeti şoklarına karşı her zamankinden daha hassas. Yakıt maliyetleri, Avrupa haneleri için yeniden harcama kalemlerinde ilk sıraya  yerleşti ve ulaşım, bakım ve  bölge genelinde ilgili olabilecek tüm hizmetlerde  yaygınbir etki yarattı: . Son 20–30 yılda ortalama kullanılabilir gelir artsa da yakıt maliyetleri Fransa’da ortalama harcanabilir gelirin yüzde 8’ine kadar (Almanya’da daha düşük) ulaşarak örneğin 2022 gibi oynaklık dönemlerinde yüzde 11’in üzerine çıktı. Bu durum, özellikle düşük gelirli haneler için anlamlı tüketim maliyetlerini kritik bir problem haline getiriyor. Bugün BEV’lere geçiş, maddi enerji tasarruflarıyla Batı Avrupa’da kişi başına ortalama yüzde 4–5 satın alma gücü artışı, fiyat oynaklığı dönemlerinde yüzde 5–7’ye varan enerji maliyeti farkı ile  sağlayabilir. –.
  • Mevcut ivmenin sürdürülebilir bir enerji dönüşümüne evrilebilmesi için; yerel batarya üretiminin artırılması, yeterli elektrik şebekesi altyapısının oluşturulması, etkili karbon fiyatlandırma mekanizmalarının hayata geçirilmesi ve istikrarlı teşvik politikalarının uygulanması olmak üzere dört temel politika alanında eş zamanlı adımlar atılması gerekiyor. Örneğin batarya menzillerinin >500 km olmasıyla psikolojik bariyerlerin aşılması, daha hızlı şarj süreleri gibi olumlu yapısal ilerleme sinyalleri de mevcut.  Avrupa, batarya ve güç aktarma teknolojilerinde Çin’in hakimiyetine karşı halen önemli ölçüde bağımlı durumda. Öte yandan altyapı yetersizliği giderek yapısal bir probleme dönüşüyor. 2026’nın ilk çeyreği itibarıyla Avrupa’da bulunan 1,1 milyon şarj noktasının büyük kısmı yalnızca dört ülkede yer alırken, mevcut seviye Avrupa Komisyonu’nun 2030 için öngördüğü 3,5 milyon hedefinden oldukça uzak kalıyor. Bunun yanı sıra, yapay zekâ destekli veri merkezi yatırımlarındaki büyüme, sınırlı şebeke kapasitesi üzerinde elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla doğrudan rekabet edecek. Avrupa Birliği’nde elektrik tüketiminin 2024 yılındaki 70 TWh seviyesinden 2030 yılına kadar 115 TWh’ye yükselmesi öngörülüyor. Avrupa’nın 2030 elektrifikasyon hedeflerine ulaşabilmesi için; fosil yakıt maliyet sinyalini kalıcı hale getirecek karbon fiyatlandırma mekanizmalarına, geniş kitleler için satın alınabilirlik açığını kapatacak teşviklere, bataryalı elektrikli araçları (BEV) devlet desteği olmaksızın daha ekonomik hale getirecek teknolojik ilerlemelere ve elektrifikasyonun vaat ettiği faydaları sağlayabilmesi için şebekenin karbonsuzlaştırılmasına ihtiyaç bulunuyor. En cömert teşvik senaryosunda bile 2030’a kadar bataryalı elektrikli araç (BEV) payı yüzde 70’e ulaşabilir. AB Emisyon Ticaret Sistemi (EU ETS) kapsamında karbon fiyatlandırmasının güçlendirilmesi ve Ulusal Katkı Beyanlarının (NDC) uygulanması ile BEV payı yüzde 29’dan yüzde 42’ye çıkabilir; ancak bu oran Net Zero hedefi için gerekli olan yüzde 79 tahminin altında kalıyor.  İyi haber ise batarya maliyetlerinin 2010’dan bu yana yüzde 93 düşmüş olması ve 2030’a kadar kWh başına 60–70 dolar seviyesine inmesi beklentisi. Bu eşik, elektrkli araçların  içten yanmalı araçlara (ICE vehicles) sübvansiyonsuz olarak maliyet açısından daha avantajlı hale gelmesini sağlıyor. Ancak sonuç olarak bir elektrikli araç, kullandığı elektriğin temizliği kadar çevreci olabiliyor. Elektrikli araç filosunun tamamen yaygınlaşması dahi daha temiz bir elektrik şebekesi olmadan çevresel potansiyelini tam anlamıyla gerçekleştiremiyor. Avrupa’nın düşük karbonlu elektrik üretim payını 2035 yılına kadar yüzde 70’ten yüzde 80’e çıkarması, araç başına elektrikli araç emisyonlarını yüzde 40’ın üzerinde azaltabilir.Enerji oynaklığının ikinci çeyreğin ötesinde devam etmesi halinde ne olur? Elektrikli araçların dayanıklılığı özellikle test edilebilir; zira teşviklerin kademeli olarak kaldırılması, enerji şoklarına karşı kamu destek tamponlarını azaltıyor. Bununla birlikte, elektrikli araç kullanıcılarının görece kuvvetli satın alma gücü, devam eden teknolojik gelişmeler ve Çinli otomotiv üreticilerinden (OEM) gelen artan rekabetin talebi desteklemeyi sürdürmesi bekleniyor. Asıl aşağı yönlü risk ise tedarik zincirinin üst kısmında bulunuyor: Yarı iletken tedarikinde yeniden yaşanabilecek kesintiler, yüksek çip kullanım yoğunluğu nedeniyle elektrikli araç üretimi ve fiyatları üzerinde orantısız bir etki yaratabilir.
Şirketlerin geleceği kontrol etmelerine yardım ediyoruz. İşinizi, ticari istihbaratımızın gücüyle karlı bir şekilde büyütebilirsiniz.

Küresel iflaslarda gümrük vergilerinin olumsuz etkileri henüz tamamen hissedilmedi. 2025 ve 2026’da  artması beklenen iflaslarda azalma 2027 yılını bulacak.

Talep, gümrük tarifeleri ve döviz kuru risklerindeki hızlı değişimlere karşı ihracatçıların çevik planlama, operasyonel verimlilik ve esnek tedarik zincirlerine öncelik vermesi gerekiyor.

Sürdürülebilirlik, stratejik bir avantajdır. ESG ve sürdürülebilirliği küresel ticaret stratejilerine entegre etmek, finansal dayanıklılığı güçlendirir, marka itibarını artırır.

Guillaume Dejean

Allianz Trade

Hazem Krichene  
Allianz Investment Management SE