Yönetici Özeti
ABD'nin gümrük vergileri, tedarik zincirlerini yeniden şekillendirmeye, misilleme politikaları tetiklemeye ve belirsizliği artırmaya devam ediyor. Ticaret savaşı devam edeceğinden, şirketler de buna uyum sağlamaya devam edecek. Süregelen ticaret gerilimleri ile birçok ülkede mali konsolidasyon ihtiyacının birleşmesi ekonomiler üzerinde baskı yaratmayı ve sektörleri farklı şekillerde etkilemeyi sürdürecek. Yaz aylarında yapılan anlaşmalar ve moratoryumlara rağmen, üretim kapasitesi için ABD, Avrupa ve Asya'da süren rekabet hükümetler için yüksek öncelikli konulardan biri olmaya devam ediyor. Ayrıca, Ukrayna ve Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler, emtia ve enerji piyasalarındaki oynaklığı artırmayı sürdürüyor. Sonuç olarak; gümrük tarifeleri, maliyet rekabetçiliği, maliye ve para politikaları ile ticaret politikasının şekillendirdiği mevcut küresel ekonomi bazı sektörleri yukarı çekerken diğerlerini aşağı itiyor.
Küresel sektörel risk görünümü ihtiyatlı seyrini koruduğu için şirketler sınır ötesi riskleri azaltma çabalarını sürdürecek. Sektör derecelendirmelerinin çoğu yüzde 45 ile orta ve yüzde 43 ile hassas kategorilerinde yoğunlaşıyor. Sektörlerin yalnızca yüzde 9'u düşük riskli grupta ve bu oran, pandemi öncesi yüzde 15'lik payın oldukça altında. Bölgesel olarak farklılıklar çok belirgin: Asya en güvenli bölgeyken, Latin Amerika en riskli bölge ve Orta ve Doğu Avrupa da baskı altında. Allianz Trade'in sektör risk derecelendirmeleri ikinci çeyrekte hafif bir kötüleşme sergiledi ve risk artışlarının çoğu otomotiv sektöründen kaynaklandı. Gümrük vergileri, zayıf talep, artan işletme maliyetleri, azalan sübvansiyonlar ve yoğun fiyat rekabeti, özellikle; Japonya, Güney Kore, Meksika ve Avrupa’da otomobil üreticilerinin karlılığını sıkıştırıyor. Otomotiv sektörünün yanı sıra; tarımsal gıda, elektronik, makine, kâğıt, metal ve ilaç gibi sektörlerde de risk artışları görüldü ve çoğu orta risk derecelendirmesine sahip bu sektörlerden hassas riskli gruba geçenler oldu. Risk görünümünde iyileşme kaydeden sektörler ise daha dağınık bir tablo sergilerken, ulaşım ekipmanları ve BT hizmetleri bu grupta başı çekenler oldu.
İyi (The Good): Sağlam talep ve gümrük vergilerini bypas eden yer değiştirme stratejileri sayesinde BT hizmetleri ve ilaç sektörü güvenli limanlar olmaya devam ediyor. Bilgi teknolojisi hizmetleri, dijitalleşme ve yapay zekâ dalgası sayesinde büyümeyi sürdürüyor. Bulut bilişim ve otomasyona yapılan önemli kurumsal yatırımların etkisiyle gelirler hızla artıyor. Sektör, tekrarlayan sözleşmeler ve sağlıklı marjlar sayesinde hem kârlı hem de genel ekonomik çalkantılara karşı dirençli olduğunu kanıtlıyor. İlaç endüstrisi de istikrarını korumakta çünkü yaşlanan nüfus ve kronik hastalıkların yaygınlığı talebi desteklerken, pazara giriş engellerinin yüksek olması ve patentli ilaçların sağladığı yüksek fiyatlandırma gücü, sağlam nakit akışını garantiliyor. ABD'de sektöre yönelik gümrük vergileriyle ilgili hâlen bazı belirsizlikler olsa da ilaç sektörü mevcut ortamda en dayanıklı sektörlerden biri olmaya devam ediyor. Ayrıca, her iki sektörün de ABD'de üretim kapasitelerini artırarak gümrük vergilerini bertaraf etmesi olası – Hâlihazırda birçok şirket zaten bu adımı atmış durumda.
Kötü (The Bad): Olumlu yapısal eğilimler tarafından desteklenen ancak politikalar, jeopolitik gelişmeler ve ticaret gerilimleri karşısında savunmasız durumda olan ikinci sektör grubu: Nüfus artışı ile birlikte tarım ve gıda ürünlerine olan talep istikrarlı bir şekilde artıyor. Ancak iklim şokları, yüksek girdi maliyetleri, korumacılık ve göç politikaları sektörde dalgalanmalara neden olmaya devam ediyor. Yapay zekâ ve otomasyon elektronik ve yarı iletkenlere olan güçlü talebi destekliyor. Ancak, küreselleşmiş tedarik zincirleri, ABD-Çin rekabeti ve gümrük vergilerine karşı oldukça savunmasız. Enerji sektörü bir geçiş döneminde. Yenilenebilir enerji kaynaklarına rekor düzeyde yatırım yapılıyor olsa da artan maliyetler, bazı segmentlerdeki kapasite fazlası ve ABD'de sektöre yönelik politikaların tersine dönmesi sektöre zarar veriyor. Petrol ve gaz şu anda kârlı, ancak önümüzdeki on yılda talepte düşüşle karşı karşıya kalacak. Makine ve ekipman üreticileri de otomasyon, Endüstri 4.0 ve yeniden yerelleşme eğilimlerinden destek alıyor ama sektörün döngüselliği ve sermaye yoğunluğu onu küresel büyümedeki yavaşlamaya duyarlı hale getiriyor. Yıllardır 5G'ye yapılan yoğun yatırımların ardından, telekom şirketleri de nihayet gelir ve marjlarında artış görenlerden ama burada da yüksek borçlar ve hiper ölçekli şirketlerin oluşturduğu rekabet, söz konusu artışları sınırlıyor.
Çirkin (The Ugly): Dönemsel dalgalanmalara maruz kalan, sermaye yoğun ve korumacı olan ve sınırlı başa çıkma kapasitesine sahip çok sayıda sektörde kârlılık baskı altında: Maliyetli tedarik zinciri çeşitlendirme ve yeniden yönlendirme çalışmaları devam ediyor: Temmuz ayında, Çin'den ABD'ye yapılan ithalatın yüzde 60'ından fazlası Hindistan ve ASEAN üzerinden olacak şekilde yeniden yönlendirildi. Otomobil üreticileri, satışların yavaşlaması, elektrikli modellere geçişin maliyetleri, yeni Çinli ve teknoloji uzmanı rakipler, tedarik zincirlerini bozan ve kısa vadede uyum sağlaması zor olan gümrük vergileriyle karşı karşıya. Perakendeciler, enflasyonun düşmesi sayesinde tüketici talebindeki toparlanmanın tadını çıkarıyor. Ancak, artan ithalat maliyetleri ve değişen tüketici alışkanlıkları, kâr marjlarını daraltıyor. Tekstil firmaları, sürdürülebilirlik ve yeniden satışa yönelik tüketici tercihlerine uyum sağlarken, tedarik zincirlerini Çin'den uzaklaştırarak yeniden yapılandırıyor. Ev ekipmanı üreticileri, faiz oranlarının düşmesiyle birlikte geçici bir toparlanma yaşadı; ancak konut sektörü döngüleri ve tedarik bakımından Asya'ya olan bağımlılıkları nedeniyle hâlâ savunmasız durumda. Sadece altyapı harcamalarının sağladığı rahatlama ile yüksek risk altında kalmaya devam eden inşaat sektörü, faiz şoklarının etkisinden hâlâ kurtulamamış durumda. Kimya sektörünün de yüksek enerji maliyetleri ve zayıf talep nedeniyle eli kolu bağlı. Diğer yandan, yeşil minerallere yönelik uzun vadeli talepteki patlamaya rağmen, metal üreticileri fiyat dalgalanmaları ve yetersiz yatırımlarla uğraşıyor. Ulaşım ekipmanı sektörü, pandemi sonrası birikmiş iş yükünü temizliyor, ancak yüksek borç yükü altında kalmaya devam ediyor. Bu sektörlerin çoğunda, kârlılık; gümrük vergileri, maliyetli üretim rotası değişiklikleri ve ABD'de yapılan yatırımlar nedeniyle baskı altında.
Transatlantik güncelleme: Avrupa ve ABD arasındaki kurumsal kazanç farkı değişmemiş görünüyor. ABD'de, S&P 500 kârları 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yıla göre yüzde 12 artış gösterdi. Bu artış, mega kapitalizasyonlu teknoloji ve yapay zekâ ile bağlantılı hisse senetleri ile finans sektöründeki güçlü kazançlar tarafından desteklendi. Ancak bu artış, enerji ve perakende sektörleri üzerinde halihazırda baskı yaratan gümrük vergilerinin önümüzdeki dönemde yaratacağı etkiyi gizliyor. Avrupa’da ise güçlü euro ve gümrük vergilerinin olumsuz etkilerinden dolayı kazanç artışı yüzde 4,3 civarında sınırlı kaldı. Bankacılık sektörü, savunma sektörü ve sağlık sektörü parlak performans gösterdi, ancak bunlararasında ihracatçılara ve tüketicilere yönelik şirketler zorlandı. Tüm büyük Avrupa bankaları tahminlerin üzerinde performans sergiledi, ancak lüks tüketim şirketleri ve otomotiv şirketleri artan maliyetlerden ve kırılgan talepten şikayetçi oldu. ABD'de kazançlar hâlâ teknoloji ve gümrük vergileri öncesine dayanan dirençle desteklenirken, Avrupa'nın büyümesi teknoloji, finans ve ilaç gibi birkaç sektöre bağlı. Tarifelerin yürürlüğe girmesiyle birlikte, önümüzdeki birkaç çeyrekte, yaklaşan talep şoku ve daralan marjlara rağmen ABD'nin ivmesinin kalıcı olup olmayacağı ortaya çıkacak. Diğer yandan, 2026 yılında daha iyimser bir geleceğe doğru ilerleyen Avrupa'da da ivmenin güçlenip güçlenmeyeceği görülecek.