Kefalet sigortası çözümlerimizin, yenilenebilir enerji projelerinin geliştirme sürecinin her aşamasında performansı nasıl güvence altına aldığını ve paydaşlara nasıl güven sağladığını keşfedin.
Özet
Anahtar Çıktılar
- Yenilenebilir enerji projeleri gibi yüksek sermaye gerektiren yatırımların başarısı, projede yer alan tüm paydaşların ilerlemek için gerekli güvene sahip olmasına bağlıdır.
- Allianz Trade olarak, proje yaşam döngüsü boyunca projelerin kesintisiz ilerlemesine katkı sağlayan performans teminatları ve garanti (performans kefalet senetleri) çözümleri ile bu güveni tesis ediyoruz .
- Sigorta temelli kefalet çözümlerimiz müşterilerimizin likiditesini koruyarak finansal esnekliklerini sürdürmelerine ve yeni nesil yenilenebilir enerji projelerine yatırım yapmalarına yardımcı oluyor.
Hızlı Başvuru Formumuzu Doldurun, 15 Alıcınızın Ücretsiz Risk Kredibilite Analizini Yapalım!
Küresel enerji dönüşümünün hızlandığı bir dönem
2026 yılında küresel enerji dönüşümü hız kazanarak devam ediyor. Paris Anlaşması kapsamında yaklaşık 200 ülke, küresel sıcaklık artışını 2°C'nin oldukça altında tutmayı ve mümkünse 1,5°C ile sınırlandırmayı hedefliyor.
Bu hedeflere ulaşmak, yüzyıl ortasına kadar enerji kaynaklı karbondioksit emisyonlarında önemli ölçüde azalma sağlanmasını gerektiriyor. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı'na (IRENA) göre yenilenebilir enerji, elektrifikasyon ve enerji verimliliği birlikte gerekli emisyon azaltımının yüzde 90'ından fazlasını sağlayabilir.
Dünyanın önde gelen ekonomileri bu dönüşüme yön veriyor. Avrupa Birliği, 2050 yılına kadar iklim nötrlüğüne ulaşma hedefi doğrultusunda 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını en az yüzde 55 azaltmayı amaçlıyor. Çin, emisyonlarını 2030'dan önce zirveye çıkarmayı ve 2060'tan önce karbon nötr olmayı taahhüt ederken, 2030 yılına kadar toplam rüzgâr ve güneş enerjisi kapasitesini 1.200 GW'ın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Hindistan ise 2070 yılı için net sıfır emisyon hedefini benimserken, 2030 yılı için belirlenen 500 GW fosil olmayan elektrik üretim kapasitesi hedefini Haziran 2025 itibarıyla beş yıl önceden gerçekleştirmiş durumda.
Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Net Sıfır senaryosuna göre, 2050 yılında küresel elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 90'ı yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanacak.
Bu iddialı hedeflere ulaşabilmek için yenilenebilir enerji altyapılarının hızla genişletilmesi gerekiyor ve güneş enerjisi bu dönüşümde kilit rol oynuyor. Avrupa genelinde büyük ölçekli güneş enerjisi santrallerinin kurulumu hükümetlerin öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor.
Bu projeler son derece karmaşık mühendislik süreçlerini beraberinde getiriyor. Yükleniciler, proje geliştiricileri, üreticiler, yatırımcılar, düzenleyici kurumlar ve kamu otoriteleri çoğu zaman farklı ülkelerde ve farklı hukuk sistemleri altında koordinasyon içinde çalışmak zorunda kalıyor.
Her büyük altyapı projesinde olduğu gibi, bir güneş enerjisi santrali de binlerce sözleşmesel taahhüt üzerine inşa edilir. Her kilometre taşı, projedeki tarafların yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine bağlıdır. Başarının temelinde ise tek bir unsur bulunur: Güven.
İlk güneş paneli sahaya kurulmadan önce tüm paydaşların bu yükümlülüklerin yerine getirileceğinden emin olması gerekir. Ancak bu sayede proje tasarım aşamasından inşaata ve nihayet işletme dönemine sorunsuz biçimde ilerleyebilir.
İşte tam da bu noktada devreye giriyoruz.
Allianz Trade'in kefalet sigortası çözümleri yalnızca bir projeyi başarısızlığa karşı korumaktan çok daha fazlasını sunar. Proje yaşam döngüsünün tamamında yükümlülüklerin yerine getirilmesini teminat altına alarak güven oluşturur. İlk ihale sürecinden inşaata, işletmeye ve sonrasına kadar sunduğumuz kefalet çözümleri, tüm paydaşların projeyi güvenle ilerletmesine yardımcı olur.
Geliştirme sürecinin her aşamasını destekleyerek, ilk ihaleden inşaata, işletme döneminden sonrasına kadar proje paydaşlarının projeyi kesintisiz şekilde ileriye taşımasına katkı sağlarız.
Bu güvenin nasıl oluşturulduğunu daha iyi anlamak için İtalya'daki büyük ölçekli bir güneş enerjisi santrali projesini örnek olarak ele alalım.
1. Aşama: Başlamak için gereken güven
Büyük ölçekli altyapı projeleri inşaatla başlamaz. Bu projelerin kaderi çoğu zaman ihale sürecinde belirlenir.
Bir yenilenebilir enerji projesinin hayata geçirilebilmesi için öncelikle tüm paydaşların projenin başarıya ulaşacağına inanması gerekir. Proje geliştiricileri finansman sağlamak, yatırımcılar sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirileceğinden emin olmak ve proje sahipleri de çalışacakları yüklenicilerin teknik ve finansal yeterliliklerine güvenmek ister.
Allianz Trade olarak kefalet sigortası çözümlerimizin gerçek değerinin yalnızca koruma sağlamakta değil, aynı zamanda projelerin hayata geçirilmesini mümkün kılmakta olduğuna inanıyoruz.
Kefalet senedi, lehtar, yüklenici (sigortalı) ve sigorta şirketi arasında kurulan üç taraflı bir performans taahhüdüdür. Aynı zamanda Sigortalı taraf olan yüklenici sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmeyi taahhüt ederken, biz de Allianz Grubu'nun finansal gücüyle bu taahhüdün arkasında dururuz. Amaç, olası başarısızlıklara karşı hazırlık yapmak değil; projedeki tüm taraflara bir sonraki aşamaya geçmek için ihtiyaç duydukları güveni sağlamaktır.
Bu ayrım özellikle yenilenebilir enerji projelerinde büyük önem taşır. Çünkü bu projeler yüksek başlangıç yatırımları, sınır ötesi çalışan çok sayıda paydaş ve sıkı teslim takvimleri içerir. İnşaat başlamadan önce proje geliştiricilerinin teknik kabiliyetleri kadar finansal güvenilirliklerini de göstermeleri gerekir. Sözleşmelerin imzalanması ve çalışmaların başlamasından önce her taahhüdün temelinde güven yer alır.
Allianz Trade MMEA Bölgesi Kefalet Birimi Başkanı Laura Cremona, destek verdikleri İtalya'daki güneş enerjisi santrali projesini bu yaklaşımın "mükemmel bir örneği" olarak tanımlıyor:
"Projenin geliştirme sürecinin ilk aşamalarından itibaren yatırımcılar, proje sahipleri ve diğer tüm paydaşlar nezdinde güven oluşmasına yardımcı olacak performans temelli kefalet sigortası çözümleri sunduk ve böylece sonrasında gerçekleşen tüm süreçlerin temelini attık."
2. Aşama: İnşaat sürecinin hız kazanması
Sözleşmelerin imzalanmasının ve projeye duyulan güvenin sağlanmasının ardından inşaat süreci başlayabilir. Bu aşamada hız ve çeviklik kritik önem taşır. Yenilenebilir enerji projeleri, oldukça sıkı takvimler doğrultusunda yürütülür ve yaşanabilecek gecikmeler önemli finansal ve operasyonel sonuçlar doğurabilir. Planlama aşamasından inşaata geçişin sorunsuz şekilde gerçekleşmesi ve çalışmaların kesintiye uğramadan devam etmesi için doğru kefalet senetlerinin devreye alınması gerekir.
Bu noktada Performans Kefalet Senetlerimiz devreye girer. İnşaat başlamadan önce düzenlenen bu kefalet senetleri, yüklenicilerin proje süresince sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getireceklerine dair proje sahiplerine güvence sağlar.
İtalya'daki güneş enerjisi projesinde sağladığımız destek, inşaatın ilk gününden tesisin elektrik üretimine başladığını gösteren Geçici Kabul Tutanağının (Preliminary Acceptance Certificate) alınmasına kadar devam etti. Ardından, tüm sözleşmesel yükümlülüklerin eksiksiz şekilde tamamlandığını teyit eden Kesin Kabul Tutanağı (Final Acceptance Certificate) sürecine kadar güvence sağlamayı sürdürdük.
Bu güvenceleri hızlı şekilde sunabilmemiz yalnızca finansal gücümüzden kaynaklanmıyor. Aynı zamanda çalışma şeklimiz de önemli bir rol oynuyor. Hukuk, ticaret ve risk yönetimi ekiplerimiz birbirinden bağımsız hareket etmek yerine tek bir ekip gibi çalışıyor; uzmanlıklarını paylaşıyor ve karar alma süreçlerini hızlandırıyor. Bu iş birliğine dayalı yaklaşım, karmaşık yenilenebilir enerji projelerinde ihtiyaç duyulan çevikliği sağlayarak inşaat sürecinin ivmesini korumaya yardımcı oluyor.
Aynı çalışma modeli sayesinde dünyanın farklı bölgelerindeki önemli yenilenebilir enerji projelerine de destek verdik. Fransız ve İtalyan şirketlerinin yer aldığı büyük ölçekli bir offshore rüzgar enerjisi projesinde, farklı ülkelerde gerekli kefalet senetlerinin zamanında düzenlenmesini sağlayarak kritik inşaat takvimine uyum gösterdik. Kullanılan teknolojiler farklı olsa da her iki projede de aynı sonuca ulaşıldı: Merkezi şekilde koordine edilen karar alma süreçleri sayesinde projelerin ilerlemesi kesintisiz olarak sürdürüldü.
Sonuç olarak projeler hızlı ilerliyorsa, bunun nedeni arkalarındaki ekiplerin de hızlı hareket etmesidir. Küresel uzmanlığımızı, yerel pazar bilgimizi ve iş birliğine dayalı çalışma yaklaşımımızı bir araya getirerek, tüm paydaşların planlarını somut ilerlemeye dönüştürmesine yardımcı oluyoruz.
3. Aşama: Uzun vadeli güven
Bir güneş enerjisi santralinin elektrik üretmeye başlaması önemli bir dönüm noktasıdır. Ancak yolculuk burada sona ermez. Yenilenebilir enerji projeleri onlarca yıl boyunca faaliyet gösterecek şekilde tasarlanır ve güvenin yalnızca başlangıç aşamasında değil, proje yaşam döngüsünün tamamında korunması gerekir.
İtalya'daki güneş enerjisi santralinde proje inşaat aşamasından işletme dönemine geçtiğinde de yüklenicilerin taahhütlerinin arkasında durmaya devam ettik. Garanti Süresi Kefalet Senedi olarak da adlandırılan Bakım Onarım Kefalet Kefalet Senetlerimiz (Warranty Guarantee), Geçici Kabul ile Kesin Kabul arasındaki 24 aylık dönemde kalite, ayıp ve kusur giderme ve onarım yükümlülüklerinin yerine getirilmesini güvence altına aldı. Tesis tam anlamıyla işletmeye alındıktan sonra ise İşletme ve Bakım Onarım Kefalet Senetlerimiz (Operation & Maintenance Guarantees), santralin optimum performansla çalışmasını destekleyen bakım ve izleme faaliyetlerine güvence sağladı.
Yatırımcılar ve proje sahipleri açısından bu süreklilik büyük önem taşır. Bir güneş enerjisi santrali uzun vadeli bir yatırımdır ve güven, inşaat sırasında verilen taahhütlerin işletme döneminde de yerine getirilmeye devam edeceğinin bilinmesiyle oluşur.
Bu noktada Allianz Trade önemli bir avantaj sunar. Allianz Grubu'nun finansal gücü sayesinde uzun ömürlü ve stratejik projeleri destekleme kapasitesine sahibiz. Bu istikrar, bugün projenin temelini oluşturan kefalet senetlerinin ve teminatların yıllar sonra da geçerliliğini koruyacağı konusunda müşterilerimize güven verir.
Yenilenebilir enerjiye yönelik küresel dönüşüme olan desteğimiz yalnızca sunduğumuz çözümlerle sınırlı değildir. Uygun düşük karbon teknolojisi projelerinden elde ettiğimiz yıllık net prim tutarına eşit veya daha yüksek tutarda yatırımı sertifikalı yeşil tahvillere yönlendirerek sürdürülebilir yatırımların büyümesini de destekliyoruz.
4. Aşama: Bir projeden diğerine
Her yenilenebilir enerji projesi bir gün operasyonel ömrünün sonuna ulaşır. Ancak bu son bölüm, çoğu kişinin düşündüğünden çok daha erken bir aşamada planlanmaya başlar.
İnşaatın başlangıcında düzenlenen İşletmeden Çıkarma Teminatı veya Saha Kapatma Teminatı olarak da adlandırılan Saha Rehabilitasyon Kefalet Senedi (Decommissioning Bonds) , zamanı geldiğinde tesis sahasının sözleşmesel ve yasal yükümlülüklere uygun şekilde söküleceğini ve eski haline getirileceğini güvence altına alır. Bu sayede proje sahipleri, yatırımcılar ve kamu otoriteleri, projenin başlangıcından sonuna kadar sorumlu bir yaklaşımla planlandığından emin olabilir.
Daha da önemlisi, sigorta temelli kefalet çözümlerimiz banka kredi limitlerini kullanmadığı için müşterilerimiz proje süresince değerli likiditelerini koruyabilir. Çalışma sermayelerinin uzun yıllar boyunca bloke edilmesi yerine, yeni fırsatları değerlendirebilecek ve gelecekteki projelere yatırım yapabilecek finansal esnekliğe sahip olurlar.
İtalya örneğinde bu durum, güneş enerjisi santralinin yaşam döngüsünün sonunda gerçekleştirilecek yenileme yatırımlarını mümkün kılıyor. Yaklaşık 20 yıl sonra tesisin mevcut altyapısı en güncel teknolojilerle yenilenerek daha yüksek verimlilik ve daha fazla üretim kapasitesi sağlayacak. Böylece ilk yatırımın yarattığı değer korunurken enerji üretim kapasitesi de artırılmış olacak.
Allianz Trade'in desteğiyle bir yenilenebilir enerji projesinin sonu, aslında bir sonraki yatırımın başlangıcına dönüşüyor.
Bu anlayış, güneş enerjisi santralinin yaşam döngüsünün her aşamasında kendini gösteriyor. İlk ihale sürecinden inşaata, işletmeye, devreden çıkarma aşamasına ve yeniden yatırıma kadar her dönemde güven sağlayarak bir sonraki aşamaya geçişin önünü açıyoruz.
Geleceğin projelerine güç verrmek
Enerji dönüşümünün başarıya ulaşması için yalnızca teknolojiye ve inovasyona ihtiyaç yoktur. Aynı zamanda birlikte çalışan paydaşlar arasında güven ve karşılıklı güven ilişkisi kurulması gerekir.
İtalya'daki güneş enerjisi projesinde elde ettiğimiz deneyim, güvenin yenilenebilir enerji projelerinin yalnızca belirli bir aşamasında değil, projenin tamamında gerekli olduğunu gösteriyor. İhale sürecinden inşaata, işletmeden bakım faaliyetlerine, yenileme yatırımlarından gelecekteki projelere kadar her aşamada güven, ilerlemenin temel unsuru olmaya devam ediyor.
Her önemli proje aşamasında sözleşmesel taahhütleri/yükümlülükleri teminat altına alarak proje geliştiricilerinin, yüklenicilerin, yatırımcıların ve proje sahiplerinin ihtiyaç duyduğu güvenceyi sağladık. Böylece projelerin kararlılıkla ilerlemesine katkıda bulunduk.
Küresel iş dünyasının karmaşık yapısında başarı çoğu zaman görünmeyen destek ağlarıyla mümkün olur. Allianz Trade olarak yalnızca kefalet senetleri düzenlemiyoruz. Projelerin başlaması, ilerlemesi, uzun yıllar boyunca sürdürülebilmesi ve değişen ihtiyaçlara uyum sağlayarak gelişebilmesi için gerekli güven ortamını oluşturuyoruz. Böylece projelerde yer alan tüm taraflar için kalıcı değer yaratıyor ve geleceğin enerji dönüşümüne katkı sağlıyoruz.
Bültenimize Kaydolun
Küresel İflas Görünümü 2026-27: Aşağı Bakma!
Küresel iflaslarda gümrük vergilerinin olumsuz etkileri henüz tamamen hissedilmedi. 2025 ve 2026’da artması beklenen iflaslarda azalma 2027 yılını bulacak.
2026'da Uluslararası Ticareti Yönlendirmek
Talep, gümrük tarifeleri ve döviz kuru risklerindeki hızlı değişimlere karşı ihracatçıların çevik planlama, operasyonel verimlilik ve esnek tedarik zincirlerine öncelik vermesi gerekiyor.
Küresel Ticarette Büyümeyi Açığa Çıkarmak
Sürdürülebilirlik, stratejik bir avantajdır. ESG ve sürdürülebilirliği küresel ticaret stratejilerine entegre etmek, finansal dayanıklılığı güçlendirir, marka itibarını artırır.
Hizmet ve Taahhüdümüz
Allianz Trade olarak ticari alacak sigortasında dünya lideri ve kefalet sigortasında önde gelen iş ortağıyız. Ticari istihbarat gücümüzle, şirketlerin ticari ve kredi risklerini bugünden öngörerek nakit akışlarını koruyor ve sürdürülebilir şekilde, güvenle ticaret yapmalarını sağlıyoruz. Dünya genelinde farklı sektörlerden gelen şirketlerin ihtiyaçlarını karşılamak için sigorta, teminat ve garanti gibi çeşitli finansal ürünler ve hizmetler sunuyoruz. Şirketlerin bir yandan güvenle ticaret yaparken bir yandan da yeni pazarlara açılmalarında onlara rehberlik ediyor, yol gösterici oluyoruz. Bu iş ortaklığı sayesinde, firmalar kredibilite değerlendirmesi başta olmak üzere; fatura ödenmeme riskinin bertaraf edilmesi, olası hasar durumlarında tahsilat ve yasal takip süreçleri gibi hizmetlerimizden yararlanabiliyor.
Küresel ticarette güven duyulan bir şirket olarak, işletmelere ve ülke ekonomisine sürdürülebilir bir büyüme sağlama konusunda kritik bir rol üstleniyoruz. Allianz Trade olarak alacak tahsilatı konusundaki yetkinliğimiz, hizmet ağımız ve ticari alacak sigortası sayesinde şirketlerin ticaret yaptıkları her alanda bir adım önde olmalarını sağlıyoruz. 289 milyondan fazla şirketin finansal takibini gerçekleştiriyor, 70 binden fazla müşterilerimizden gelen günlük 22 bin limit talebine cevap veriyoruz. Risk Veri Tabanı ve teknolojik altyapımızla desteklenen güçlü erken uyarı sistemimiz sayesinde detaylı bir risk yönetimi sunuyoruz. Şirketlerin ticaret yapacakları potansiyel müşterilerinin risk analizini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirirken, sigortalanmış faturalarla kesintisiz, istikrarlı nakit akışı sağlıyoruz.